OLABILIR de, OLMAYABILIR de…

Öğretmenlik hayatımın 3. yılıydı, gece eve geç gelmiştim, sabah uyuya kalmıştım ve okula geç kaldım. O ara arabam yoktu. Hemen üstümü giyip taksi durağına indim. Henüz saat 08:48’di okul 3-4 km uzaklıktaydı ve hala yetişebilirdim. Neyse ki taksi vardı ve bindim ama taksi çalışmadı 🙂
Akü bitmiş taksi durağının sahibi geç kalacağımı öğrenince jeepini taksinin yanına çekti, takviye kablosu ile arabayı çalıştırdılar, saat 08:52 hala yetişebilirdim. Sonunda hareket etmiştik ama taksi 1,5 km sonra durdu, mazot bitmişti. 🙂
Bindiği taksinin mazotu biten tek insan ben olmalıyım. 🙂
Hikaye devam ediyor ;
Gece Istanbul’dan gelmiştim, yoğunluktan faturamı yatırmayı unutmuşum ve hattım o sabah aramaya kapanmıştı. Online bankacılıkta 381 tl olmadığı için hattımı o an açtıramadım. Saat 08:55 olmuştu, okula haber verememiştim. Yapabileceğim tek şey yolun kalanına yürüyerek devam etmekti ki öyle yaptım. Saat 09:25 olduğunda okula ulaşmıştım. Bu arada 09:00 olduğunda hocam niye gelmediniz diye beni aramaları gerekiyordu ama o gün listeyi kontrol eden olmamıştı. Ben yolda planımı yapmıştım ; özel eğitimde çalıştığım için öğrencilerle bireysel derse giriyordum. İlk dersin öğrencisini öğle arası derse alacaktım. Sınıfa gittim öğrencimi sordum. Öğrencim gelmemiş ve ders boştu. 🙂
Bu kadar aksiliğin üzerine herşey yoluna girmişti. Aklıma geçen günlerde okuduğum Richard Carlson’un ” Ufak şeyleri dert etmeyin. ” kitabından bir bölüm geldi;
İlgili bölümün sonunda şöyle diyordu; “SAKİN KALIP, ÇESITLI OLASILIKLARA AÇIK OLABILİRSEK, ENINDE SONUNDA HER SEY YOLUNA GIRER. UNUTMAYIN: OLABILIR de, OLMAYABILIR de…
Sevgilerimle,
Serkan Dağ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir